İlim ilim bilmektir, ilim, kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır.
Okumaktan mânâ ne, kişi Hakk’ı bilmektir
Çün okudun bilmezsin, ha bir kuru emektir.
(Yunus Emre, Divan, s. 144.)
Cevabı Zor Sorular
Özellikle Ergenlik yaşındaki gençlerimizin yavrularımızın aile büyükleriyle tartıştıkları esnada ‘’Niye Geldim ki Bu Dünyaya Bana mı sordunuz’’ Diye babaya veya anneye çemkirmesi, kızması ve burun kıvırması. Eminim ki bir çoğumuzun evlerinde yaşamış olduğu bir sahnedir bu sahne.
Bilmem sizler de evinizde benzer sahneler yaşıyor musunuz bu aralar veya bir zamanlar sizler de aileniz sizi sıkıştırdıklarında aynı soruları sordunuz mu?
Ben de vakti zamanında babam veya annem isteklerimi yerine getirmediklerinde bu silahı onlara karşı kullanırdım. ‘’Niye Geldim ki Bu Dünyaya Bana mı sordunuz’’ diye çıkışırdım, üzerime geldiklerinde.
Gençler önemlidir, önemsenilmek ister, söz ister, söz sahibi olmak kimi zaman da sözünü yükseltmek ister. “Gençler ümitleriyle, ihtiyarlar hatıralarıyla yaşar’’ derlerdi büyüklerimiz. Ben ümitlerimi hatıralarımla değişmeye başladığım yaş aralığındayım galiba.
Ne gibi bir hazinenin üstünde oturduğumuzun farkına varamadık belki çoğu zaman. Bir yaşa gelmiş bizler de bir zamanlar gençtik, kendi adıma söyleyeyim ben de zamanın ve bu hazinenin kıymetini çok iyi bilemeyenlerden biriyim.
Gençlik kelimesinin kökeni Farsçadır ve bu sözcük Farsçada ‘’hazine’’ anlamına gelir. İhtiyarlık gelmeden bu hazinenin kıymetini bilerek yaşamaya çalışanlara ne mutlu. Bu arada her bir anne baba hazineye ev sahipliği yapıyor. Bunun farkında olarak bizlerin o hazinelerin kıymetini bilmemiz ve onlara sahip çıkmamız lazım. Görev büyük ve kutsal aslına bakacak olursanız.
Zamanın ve tarihin akışının en hızlı cereyan ettiği dönemdir “Gençlik”. Bu dönemde derin ve gerçek bir modele, ihtiyaç duyar gençlerimiz. Bu esnada ne yapmak gerektiği hakkında bir sıkıntı yaşarsanız muhakkak hayatımıza yön vermiş olan başta peygamberimiz (S.A.V) olmak üzere diğer güzel insanların gençlerle olan konuşmalarını nasihatlerini, gençleri nasıl motive ettiklerini inceleyin göreceksiniz ki aradığınızı, ihtiyacınızı en önemlisi de kendinizi bulacaksınız. Unutmayalım ki Peygamberimiz gençleri sever, onlara değer verir ve bu değeri daima hissettirirdi. Onlara güvenir, askeri ve idari alanlarda kendilerine mühim vazifeler vermekten çekinmezdi. İrşad faaliyetleri ve Kur’an öğretmek için çevre beldelere öğreticiler gönderirken, bunları genellikle gençler arasından seçmişti. Biz de onun yolundan gidelim, ne dersiniz?
Su gibi akıp giden zamanın yerine hiçbir şey konulmuyor.
Kur’an en güzel ve en anlamlı öğüttür. İnsanlara âkıbetlerini hatırlatmaktadır. Lehlerinde ve aleyhlerinde olan hususları açıklamakta, güzel ve hayırlı amellere teşvik etmekte; kötü ahlâk ve davranışlardan sakındırmaktadır.
Unutmayalım ki Allah Teâlâ, yarattığı tüm varlıklar içerisinde insanı halife olarak seçmiş, tüm varlıkları da onun hizmetine sunmuştur. İlk insanı yaratan ve diğer varlıkları da onun hizmetine sunan; insanı başıboş, manasız ve gayesiz yaratır mı, mümkün mü bu.
Ne mutlu bize ki Cenab-ı Hak yarattıklarının içerisinde en değerlisi olan biz insanları dünyadaki gayesini anlaması ve ahiret saadetini kazanması için yaratmış, rahmet vesilesi olarak bizlere peygamberler ve hidayet rehberi olarak da kitaplar göndermiştir.
Kıymetini en çok bilmemiz gereken hususlar bize peygamberimiz tarafından bize hadislerle de bildirilmiştir. Gençlik de bunların içinde ve en önemlilerindendir.
Peygamberimiz “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin; Ölüm gelmeden önce hayatın, hastalık gelmeden önce sağlığın, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin’’ diye tavsiye de bulunmuş.
Gençlerimiz, yavrularımız için maddi birikimleri biriktirirken, onların çocukluk ve gençlik dönemlerini doya doya hep birlikte yaşamayı kaçırmayalım sakın. Giden zamanın yerine hiçbir şey konulmuyor.
Allah'ın ihsanıyla ve rahmetiyle, sevinç duyanlardan olmak dileğiyle…
Yine yeni bir yazıda beraber olmak dileğiyle hoşçakalın, mutlu kalın, sağlıcakla kalın.
Faruk RİFAİOĞLU